Kayıtlar

Haziran, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Japoncada Dakuten ve Handakuten

Resim
  Bir süredir kendi kendime Japonca öğrenmeye çalışıyorum. Japonca öğrenirken hem yazmada hem de okumada çok önemli olan bir şey öğrendim. Gelin sizlere onu anlatayım. İnceleyeceğimiz işaretler "dakuten" ve "handakuten". Dakuten dediğimiz işaret, görselde de görüldüğü gibi karakterin üzerine gelen çift çizgi. Handakuten ise karakterin üzerine gelen yuvarlak işaret. Dakuten genellikle s,t,h ve k ile başlayan heceleri z,d,b ve g ile okunur hale getirmek için kullanılır. Handakuten ise h ile başlayan heceleri p ile okunur hale getirmek için kullanılır.  Gelin önce bu iki işaretin tarihçesine bakalım. Dakuten, Japonca'da "bulanık" anlamına gelir ve kesin olarak bilinmese de Japoncanın başlangıcından beri kullanıldığı düşünülür. İddialara göre Japonca yazım sistemi modernize edilmeden önce dakuten bütün kelimelerde kullanılmıyordu. Meiji döneminden sonra dakuten'in kullanılması kural haline geldi. Fakat durum handakuten için bu kadar basit değil. Aslınd...

Edogawa Ranpo'nun İnsan Koltuk Öyküsü

Resim
  Son zamanlarda okurken en çok şaşırdığım yazılardan biri olan Edogawa Ranpo'nun "İnsan Koltuk" öyküsüne bir bakış atalım. (Spoiler içerir.) Öykü öncelikle bir kadın yazarın tanıtılması ile başlıyor. Bu kadının adresine sürekli bir şekilde tanımadığı okurlardan mektuplar geliyor ve kadın her sabah bu mektupları okuyor. Mektuplar genel olarak eleştiriler ve incelemesi için yollanan eserlerle dolu oluyor. Ta ki o mektup gelene kadar. Gelen mektup "Hanımefendi," hitabı ile başlıyor ve yazar kadın şaşırıyor, Ranpo bize bu şaşkınlığı şu şekilde veriyor: "Eyvah, sahiden bir mektup mu bu?" öykümüzün heyecanı bu mektup ile artıyor.  Mektubu yazan adam önce kendi çirkinliğinden abartarak bahsediyor. Sonra da işini anlatmaya başlıyor. Adam bir koltuk imalatçısı, her çeşitten koltuk imal ediyor ve imal ettiği koltuklara kimin oturacağını merak ediyor. Kendince kusursuz bir koltuk imal ediyor ve bu koltuktan ayrılmak istemiyor. Düşününce aklına bir fikir geliyor;...

Edogawa Ranpo (Taro Hirai)'nin Aynalar Cehennemi öyküsü

Resim
Edogawa Ranpo'nun en çok bilinen eserlerinden biri olan, hatta sanırım en çok bilinen eseri olan "Aynalar Cehennemi" (Kagami Jigoku) hakkında düşündüklerimi paylaşacağım. (SPOİLER İÇERİR!) Öncelikle öyküde ayna saplantısı olan bir adam ile karşılaşıyoruz. Bu adamın ayna saplantısı gün geçtikçe şiddetleniyor. Ailesinin ölümü ile beraber kendisine kalan miras, aynalar hakkında yaptığı araştırmaların şiddetlenmesiyle sonuçlanıyor. Farklı türden aynalara sahip oldukça ve yaptırdıkça kendisini dünyadan soyutlamaya başlıyor. Ayna teması bence şu yönden çok vurucu; öykünün başında, boş duvara tutulan bir aynadan çıkan yansımada "Esenlik" yazısı anlatılıyor. Öncelikle anlatıcı bunu "mucize" olarak yorumlamak istese de bunun yalnızca aynaya işlenmiş bir kabartma olduğunu söylüyor. Burada asıl vurucu olan şey, hem gerçekliğin hem de gerçeklik algısının aynalar tarafından nasıl çarpıtılabildiği. Öykünün ilerleyen bölümlerinde bunula ilgili birkaç şey daha görüyor...