Edogawa Ranpo'nun Kırmızı Oda Öyküsü
Edogawa Ranpo'nun öyküleri hakkında daha önce incelemeler yazdım fakat bu öykü benim kesinlikle en çok etkilendiğim öykü oldu. Edogawa Ranpo'nun bu öyküdeki anlatış biçimi neredeyse kusursuzdu, konusu da bir o kadar güzeldi. Bu öyküyü yazabilmek için gerçekten çok sağlam bir beyne sahip olunması gerektiğini düşünüyorum çünkü Ranpo, öyküde anlattığı her cinayeti bir bir düşünmüş ve ana fikre uygun şekilde düzenlemiş. Hadi öyküye geçelim.
Öyküde dünya hayatını çok sıkıcı bulan bir adam var. Bu adam bütün hobilerinden ve zevklerinden biraz da üşenerek vazgeçiyor. Bu olayları bulundukları "kırmızı odada" yeni katılımcı olan Bay T. isimli bir adam anlatıyor. Bay T'nin can sıkıntısı öyle bir hal alıyor ki artık bundan kurtulmak için insan öldürmeye karar veriyor. Bu kararın ardından neredeyse yüz kişi öldürüyor. Kendi söyleyiş biçimiyle, "Neredeyse yüz adamın, kadının ve çocuğun hayatını, sırf can sıkıntımı bastırmak amacıyla gasp ettim." Bunun ardından hiç pişman olmadığını da ekliyor. Fakat işin garibi Bay T bu cinayetleri öylece işlemiyor. Kendisine cinayetleri eğlenceli hale getirmek için bir oyun bulmuş olduğunu söylüyor.
Bu oyunu bulma hikayesi şu şekilde: Bay T ağır yaralı bir adam tarafından sokakta durduruluyor. Adam ona yakınlarda doktor olup olmadığını soruyor. Bay T ise adama iyi bir doktor olan Doktor K'nin yerini tarif etmektense "şarlatan" bir doktor olan Doktor M'nin yerini tarif ediyor. Bu şekilde adamı dolaylı yoldan öldürmüş oluyor. Bay T bu eylemden sonra ceza almayacağını biliyor çünkü ortada kanunlara göre işlediği bir cinayet yok fakat bu vesile ile Bay T yeni bir cinayet yöntemi buluyor. Bay T'nin kendi sözleriyle olaya bakarsak, "Beyler. Hiç daha önce, böyle bir cinayet yöntemi geldi mi aklınıza? Ben bunu, bahsettiğim olaya dek fark etmemiştim ama şöyle bir düşünün: Dünya ne kadar da ölümcül bir yer, değil mi? Ne de olsa her an, benim gibi bir adamın, ortada tek neden yokken, kurtulabilecek bir canı kasten yanlış doktora göndererek lüzumsuz yere yok etmesi mümkün." ve Bay T böylelikle seri cinayetlere başlıyor.
Her biri üzerine çok düşünülmüş cinayetler işliyor. Kendisini her halükarda masum gösterecek fakat kurbanını öldürecek yöntemler keşfediyor. Hepsini bir bir anlatmayacağım fakat birkaç örnek verebilirim: Tramvay yolundan karşıdan karşıya geçen bir kadın, normal şartlarda geçebilecekken tramvayın yaklaştığını gören T kadına bağırır. Kadın da böylelikle o telaşla yolda kalakalır ve böylece ölür. Başka bir olayda ise çok inatçı kör bir masör vardır; en bilinen özelliği inatçılığıdır. Adam değneği ile yürürken adamın önünde açılmış bir lağım çukuru vardır. Bunu gören T, "orası tehlikeli sola git" der ve inatçı adam oraya doğru gider. T böyle yapacağını biliyordur ve kör adam kuyuya düşerek ölür.
Bay T bunları ve bunun gibi hikayeleri kırmızı odada bir süre anlattıktan sonra kırmızı odada bulunan garson kıza soğukkanlılıkla "Seni vuracağım" der. Cebinden bir şey çıkartır ve "dan!" diye gelen silah sesiyle beraber kız dehşet içerisinde bağırır. Bütün salon şoktadır fakat kız orada öylece sapasağlam duruyordur. Bay T şaka yapmıştır, elindeki silah oyuncak sesli bir silahtır. Bu hikayeleri dinledikten sonra bunun yaşanması ortamdaki herkesi şoka sokmuştur. Bununla kalmayıp bir anda öylece olan bir olay büyük ihtimalle, ben dahil, bütün okuyucuyu da şoka sokmuştur. Garson kız şoku atlattıktan sonra T'ye "Verin bir bakayım şuna" diyerek T'nin oyuncak silahını eline alır. Ardından "Beni gıcık ettiniz. Ben de sizi vuracağım" diye şaka yapar. Bay T'nin göğsüne nişan alır ve "dan!" T hemen yere yığılır. T'nin kolları ve bacakları titriyordur. Adam, oyuncak süsü verdiği silahın ikinci kovanına gerçek mermi koymuştur. Salondaki herkes şoka girer. Adam böylece kendisini de kendi yöntemi ile öldürmüş olur. Yüzüncü kurbanı olarak kendisini seçmiştir. Olay sonucunda garson kızın ceza almayacağını bilerek yapmıştır bunu. Derken gülme sesleri yükselir. Gülen Bay T'dir. Gülerek mermiyi inek mesanesinden yaptığını itiraf eder ve "Sanırım size iyi bir oyunculuk sergiledim. Can sıkıntısından muzdarip sizler heyecanı tadabildiniz mi?" diye sorar. Öykü burada biter.
Öykünün yarattığı duygular, oluşturduğu şoklar ve beklenmedik onlarca olayın üst üste gelişi beni çok etkiledi. Zaten saygı duyduğum bir yazar olan Edogawa Ranpo bu öyküsü ile beraber sevgimi de kesinlikle kazandı. Artık kendisi favori yazarlarım arasındadır.
Yorumlar
Yorum Gönder